20. Psikoloji Öğrencileri Kongresi, Yoğun Bir İlgi ve Katılım İle Son Buldu

20. Psikoloji Öğrencileri Kongresi, Yoğun Bir İlgi ve Katılım İle Son Buldu

Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen “20.Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi” kapsamında gerçekleştirilen;38 Konferans, 32 çalışma grubu ve 4 Panel yoğun ilgi ve katılım gördü.

Yurtiçi ve yurtdışı birçok önemli katılımcının ve öğrencinin buluşma adresi olan Hasan Kalyoncu Üniversitesi, birbirinden önemli Psikoloji konularının anlatıldığı ulusal bir Kongreye ev sahipliği yaptı. Birbirine paralel amfilerde ve oturumlarda, farklı başlıklar altında yapılan Konferanslar, Psikoloji öğrencilerinin yoğun ilgisini topladı. Her Konferans ayrı bir öneme ve değere sahip olurken, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyelerinin Sunumları da öğrenciler tarafından büyük bir beğeniyle dinlendi. Ayrı konu başlıklarında yapılan Konferanslarda;

  • Direnerek Değişmek
  • Yrd. Doç. Dr. Özge Mergen (Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi)

Geştalt yaklaşımına göre büyüme ve gelişme kişinin ihtiyaç ve hedeflerine ulaşabilmesi ile mümkündür. Kişinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzere belirlediği hedeflere ulaşabilmesi de değişen koşullar içinde, ihtiyacı karşılamaya uygun davranışı belirleyebilmesi yani belirli bir ölçüde değişim gösterebilmesi yoluyla gerçekleşir. Böylesi bir değişim kimi zaman olağan ve spontan bir şekilde gerçekleşirken kimi zaman da kişi değişimi çeşitli yollarla engeller. Kişinin ihtiyaç ve hedeflerine ulaşmasını engelleyen her türlü kişisel engel de bu durumda direnç olarak kabul edilecektir. Geştalt yaklaşımı bu engelleri değişimin getirebileceği belirsizlik ve yeniliklere karşı bir “bütünlüğünü koruma” çabası olarak değerlendirmektedir. Direnç kişiyi değişimin getireceği baskı ve risklerden korur, kişisel bütünlüğü sağlar ve eğer doğru anlaşılırsa kişinin değişmesine destek sağlar ve değişime yol gösterir. Geştalt yaklaşımı diğer psikoterapi ekolleri gibi direncin kırılmasını ya da ortadan kaldırılmasını değil, bunun yerine anlaşılmasını, işlevinin kabul edilmesini ve değişimin sağlanması için bir yardımcıya dönüştürülmesini amaçlar.

  • “Bağlan(a)ma(ma) Penceresinden Suç ve Şiddet
  • Yazar – Çift ve Evlilik Terapisti Uzm. Psk. Tarık Solmuş

Bağlanma yaşamımızın özü ve mimarisidir. Hepimizin hayatında beşikten mezara; farklı figürlerle, nesnelerle ve farklı yoğunluklarla devam eder. Örneğin kimimiz için mesleğimiz, kimimiz için eşimiz, kimimiz içinse sosyal ilişki ağımız daha öncelikli olabilir. Nesneler ve nicelik ne olursa olsun bağlanma en temel ihtiyacımızdır. Sevildikçe, değer verildikçe, önemsendikçe kendimizi değerli hissederiz, kendimize duyduğumuz saygı ve güven artar. Ayrıca, başkalarınca korunacağımıza, yardım edileceğimize, destek göreceğimize inanırız. Kısacası temelde anneyle ve daha sonra pek çok insanla sağlıklı ve güvenli bir bağlanma ilişkisi kurmak çok kritiktir, varoluşsal bir gerekliliktir. Peki, bu olmadığında? Örneğin annemizle sevgi, ilgi, şefkat dolu, sağlıklı ve güvenli bir bağlanma ilişkisi kuramadığımızda bizi nasıl bir hayat bekler? Bir kırıklık, bir yarım kalmışlık, bir reddedilmişlik hissettiğimizde, yaşadığımızda neler olur? Ve bunların yaşam boyu sürebilecek kadar olumsuz sonuçları neler olabilir? Tabii ki hep bir terk veya reddedilme beklentisinin, kaygısının getirdiği kronik bir öfke, nefret, kin, bastırılmış utanç duygusu veya başkalarını “öteki”leştirerek hayattan intikam alma ihtiyacı görülebilir.

  • Evlilik Modern mi Postmodern mi?
  • Yrd. Doç. Dr. Itır Tarı Cömert (Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Psikoloji Bölümü)

Sosyal değişim evrensel ve kaçınılmazdır. Bundan dolayı birçok boyutu, özellikleri ve farklı bilim dallarını ilgilendiren çeşitli sonuçları vardır. Evlilik ve aile, tarihin her döneminde farklı biçimler almış iki toplumsal kurumdur. Bütün toplumlarda bir aile kurma biçimi ve bu kurulumun bir ritüeli bulunmaktadır. Yine bütün toplumlar, cinselliği düzenleyici kurallara sahiptirler.

 

Modern yaşam biçimi ve getirdiği değişimler geri dönülemeyecek bir olgudur. Tekeşli evlilik, modernizm sürecinde kurulmamıştır. Çok daha eski süreçlerde görülmektedir. Çoğunlukla iki insanın yalnızlığı, sınıf atlama hayalleri ile başlayan birliktelikler, bireylerin kimlik oluşturma problemlerinden dolayı hızlı değişimlere açık olmaları, ekonomik zorlukların aileye yansıması gibi olgular nedeniyle sonlanmakta ya da devam etse bile, evlilik biçimi değiştirilmektedir.

 

  • Varoluşçu Psikoterapist Olmak – Varoluşçu Çalışmak (Ferhat Jak İçöz tarafından hazırlanmıştır)
  • Prof. Dr. Emmy Van Deurzen
  • Varoluşçu Psikoterapiler Derken Ne Kast Ediyoruz? Varoluşçu Psikoterapilere Giriş
  • Ferhat Jakiçöz, MA, MSc,
  • Uzm. Klinik Psikolog
  • Varoluşçu Akademi
  • Öyküsel Terapi
  • Öğr. Gör. Mehmet Dinç
  • Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Psikoloji Bölümü

www.hku.edu.tr'yi kullanarak Gizlilik ve Veri Güvenliği Politikamızı ve Çerez Politikamızı kabul etmektesiniz.