Polonya Günlüğü, Bir Erasmus Hareketliliği

Polonya Günlüğü, Bir Erasmus Hareketliliği

POLONYA GÜNLÜĞÜ: BİR ERASMUS HAREKETLİLİĞİ

Merhaba;

Sizlerle Polonya’da Erasmus Hareketliliği’ne katılacaklar için tecrübelerimi paylaşacağım. Polonya Avrupa’nın ortasında bulunan Baltık Denizine uzun bir kıyısı olan, Belarus, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Litvanya, Rusya, Slovakya ve Ukrayna ile sınır komşusu bir ülkedir. Aynı zamanda bir schengen ülkesidir.

Ülkede kendi para birimleri olan Zloty kullanılmaktadır. Önümüzdeki yıllarda tamamen euro kullanılan bölge olması beklenmektedir. Ancak seyahatim süresince bazı noktalarda euro kullanabildim.

Polonya’nın tarihini öğrendikçe bu insanların azmini takdir etmeden geçemedim. Yüz yılı aşkın bir süre ülkeleri devamlı işgal atında kalmış ve bağımsız olmak için sürekli savaşmışlar ve hiç pes etmemişler. Tam özgür olduklarında bu sefer Alman işgali yaşanmış. 2. Dünya savaşında Almanlar tarafından birçok şehri yerle bir edilmiş. Savaş bitince bu sefer de Ruslar tarafından işgal yaşanmış.  Polonya’da o döneme ait toplama kamplarının olmasının temel nedeni Polonya’nın Avrupa’daki ulaşım ağının merkezinde yer almasıymış. Bu durum bana, dönemin “Acılar Merkezi”nin Polonya olduğunu düşündürttü. Zaten merak edip sorarsanız yaşanılan acıları bir çok Polonyalı’dan da dinleyebilirsiniz. Yapılan işgallerin Polonyalı’ların karakterlerine olumlu yansıyan yönleri çok çalışkan, mücadeleci ve aynı zamanda da insancıl  olmaları olmuş diye düşünüyorum.

20 Nisan 2014 tarihinde gittiğim ve 1 hafta kaldığım Polonya’da Lodz kentinde bulunan The Academy of Business and Health Sciences (Wyzsza Szkola Biznesu i Nauk o Zdrowiu w Lodzi) ‘da  4 gün ders verdim. Orada bulunduğum süre içerisinde bir Fizyoterapi Konferansı’na da konuşmacı olarak katıldım. Dil ile ilgili bir sıkıntı hiçbir zaman yaşamadım. Polonya’da İngilizce’yi iyi anlamalarına rağmen çok iyi konuşamıyorlar.

Anatomist olmam dolayısıyla  Avrupa’nın 2. büyük anatomi müzesi olan Collegium Anatomicum’u, sadece özel izin ile gezilebilen bu müzeyi, gezebilmem için bana sürpriz bir randevu almışlar. İlgi alanım nedeniyle benim için Polonya’da yaşadığım en önemli an oydu. Bu noktada misafirperverliklerini ve inceliklerini söylemeden geçemeyeceğim. Herkes sizin rahatlığınız için ve ülkelerinde sorunsuz bir şekilde misafir olabilmeniz için seve seve yardım etmeye çalışıyor. Ve bunu içtenlikle yapıyorlar. Bu yönleriyle onları Türk’lere benzettiğimi söyleyebilirim.

Polonya’da Varşova (1gün) ve Lodz (6gün) kentlerini görme fırsatım oldu. Şehirler arasında yolculuk yaparken tren hattını kullanmak hem keyifli, hem ucuz, hem de kolaylık sağlıyor. Bunun için daha önceden online rezervasyon yapabileceğiniz siteler olmakla birlikte, tren istasyonlarından direkt olarak da bilet alınabilmektedir. İngilizce açıklamalara nadiren rastlarsınız. Bu sebeple endişelenmek yersiz. Çünkü şehirde bir çok yerde dil bölümlerinin stajer öğrencileri bulunuyor. Onları turuncu montları ile tanıyabilirsiniz. Büyük alışveriş merkezleri, tren istasyonları, havaalanı, önemli tarihi mekanların giriş noktaları, Old Town gibi kalabalık meydanlarda onlara rastlayacaksınız.

Şehir içerisindeki ulaşımlarımı bazen tramvay bazen ise taksi ile gerçekleştirdim. Pahalıdan ucuza 4 taksi tipi bulunduğunu daha Polonya'ya gitmeden önce öğrenmiştim. Bu yüzden ulaşım için maksimum ödeyeceğim miktarlar hakkında az çok bilgi sahibi olarak gittim.

Yemek ile ilgili hiç bir sıkıntı yaşamadım. Bizim damak zevkimize hitap eden her türlü yiyeceği bulmak mümkün. İsimlerini hala telaffuz edemediğim geleneksel yemeklerinin hepsi birbirinden lezzetli. Özellikle çorba kültürü çok gelişmiş. Değişik tatlarda olan çorbaları herkes mutlaka denemeli.

Konaklama ile ilgili olarak üniversiteye yürüme mesafesinde yakın olan bir oteli seçtim. Polonya'da bir çok otelde kahvaltı için ilave ücret ödemek zorunda kalıyorsunuz. Otel ile ilgili rezervasyonlarımı Türkiye'de iken online yapmıştım. Polonya genel anlamda güvenli bir ülke olduğundan gerek seçtiğim oteller ile ilgili gerekse ülkede bulunduğum mekanların hiç birinde hiç bir sorun yaşamadım.

Bu hareketliliğin bu yazıya sığdıramayacağım, bana kattığı çok fazla şey oldu. En önemlisi başka insanlarla tanışma ve Avrupa’da bir üniversitede ders verme fırsatım oldu. Eğitim ile ilgili bazı noktaları ülkemizdeki eğitim sistemi ile karşılaştırmalarda bulundum. Bu aynı zamanda bir kültürel değişim programıydı. Türkler ve Türkiye ile ilgili yanlış bildikleri bazı şeyleri unutmuş oldular. Onlara Gaziantep’i ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi’ni tanıtmam, ülkemizin Güneydoğu’suna gelmeleri için kendilerinde  oldukça merak uyandırdı.

Hareketlilikten faydalanarak Polonya’ya gitmek isteyen herkes için şunu söyleyebilirim. Polonya’ya hiç bir zaman seyahat planlarım içerisinde yer almamıştı. Bir fırsat ile başlayan bu tanışma oldukça ilginçti. Polonya kesinlikle keşfedilecek bir çok güzellik barındıran bir ülke. Bana bu deneyimi yaşama sürecimde destek olan Uluslararası İlişkiler Ofis Uzmanı Esra Saygılı’ya teşekkür ederim.

www.hku.edu.tr'yi kullanarak Gizlilik ve Veri Güvenliği Politikamızı ve Çerez Politikamızı kabul etmektesiniz.